Kendi meşrebinde hem blog, hem Türkçe dökümantasyon

Etiketler

25 Ocak 2009 Pazar

Web Programcıları Platformu Etkinliği Raporu



Rapor mu? Ne raporu? Tabi sizde benim gibi "Scener" iseniz ve "Party" tadında bir etkinliğe katıldıysanız, hemen bir "Party Report" yazmanız gerekiyor! Eski ve eskimeyen bir alışkanlık (:

Evet, cumartesi günü, yani 24 Ocak 2008, ilginç ve ilgilendiğim bir etkinlik yapılacaktı. Web Programcıları Platformu adı altında bir oluşum. Benim de mesleğim web uygulamaları geliştirmek olduğu için merak ettiğim bir olaydı. Etkinlik programında ilgilendiğim pek çok konu vardı. Bunlar;
  • Zeev Suraski'nin sunumu / konuşması,
  • Yunus Emre Yılmaz'ın python / django ile ilgili uygulaması,
  • PHP5 ve SuperGlobals ile ilgili seminer,
şeklindeydi. Etkinlikten bir kaç gün önce aldığım bir duyumla PHP'yi günümüzün en popüler scripting dili olmasında çok büyük emeği ve katkısı olan ZEND ekibinden Zeev Suraski'nin, İstanbul'da yaşanan İsrail karşıtı eylemler ve bunun gibi olaylardan dolayı gelmekten vazgeçtiğiydi... Yani adam resmen tırsmış, canını korumak istemişti haklı olarak. Ben politika ile zerre kadar ilgilenen biri değilim ama, aynı 1980'ler 90'larda olduğu gibi, yine yabancı insanlar, şu veya bu şekilde, ülkemize gelmeye KORKUYOR. Neyse, umarım ömrüm vefa eder de ileriki yıllar daha güvenli olur herkes için.

Cuma gecesinden içime bir kurt düştü... Acaba gitmesem mi? Organizasyonun sitesine girip bakıyorum hiç bir uyarı, haber vesaire yok. Kararsızlıklar içinde yattım uyudum. Sabah default olarak ( Cumartesi / Pazar hiç farketmiyor ) 06:00'da uyandım... Dedim ki kendi kendime, eğer ben desteklemezsem, bizlerler desteklemezse, hiç bir şekilde ilerleme kaydedemeyiz... Kendime verdim gazı ve düştüm yollara...

Açılış konuşması sabah 09:00'daydı. Çok erken bir saat. Etkinlik, İstanbul / Maslak, İstanbul Teknik Üniversitesi, Süleyman Demirel Kültür Merkezi'ndeydi. Erenköy'den çok hızlı ve rahat bir şekilde gittim mekana. Saat 10:00'u geçiyordu. Bir baktım içersi tıklık tıklım dolu. Bir an için geç kaldığımı düşündüm ama pek çok insan için 09:00'un erken olduğu düşünülmüş ki, bir saat kadar kaydırma yapılmış takvimde.



Kayıt masasına gidip adımı söylediğimde önceden hazırlanmış yaka kartımı hemen taktim ettiler. Bu cidden şaşırtıcı birşeydi. Pek çok büyük seminere / etkinliğe ziyaretçi olarak katıldım, hepsinde de önceden web üzerinden kayıt olmama rağmen, her seferinde , kayıt masasında tekrar tekrar kayıt formu doldurmak zorunda kaldığımı hatırlıyorum. Bu bakımdan WPP ( kısa olarak Web Programcıları Platformu ) ilk intiba olarak benden +1 puan aldı.



Girer girmez sevgili arkadaşım, aynı zamanda da kendi tabiri ile "Eventer" olan Özkan Altuner'i gördüm. Kendisi Dot Net ile Facebook Application geliştirmesi üzerinde bir sunum yapacaktı. Biz hoş-beş ederken kendisi beni bu güzel organizasyonu düzenleyen kişiyle, Sidar Şahin ile tanıştırdı. Bu esnada o bir welebrity! sevgili Meriç Kara geldi. Açılış konuşması başlamak üzere idi, hemen Salon 1'e gittik.


Özkan Altuner ve Meriç Kara

Mekan, gerçekten çok güzeldi. Kocaman bir konferans salonu. İçeride wi-fi internet var, gayet hızlı. Çok kaliteli bir projeksiyon makinesi, çok temiz bir ses sistemi vesaire. İTÜ adına çok mutlu oldum. Golden Horn Ventures firmasından bir bayan ( üzülerek adını hatırlamıyorum ) açılış konuşmasını yaptı.

Ufak bir not, ben yaka kartımı alırken, kayıt masasındaki listeye baktım göz ucuyla, sanırım ben 105. kişi idim. Aynı muhabbeti Özkan'la yaptığımızda o 110. olduğunu söyledi. Organizasyona web üzerinden yaklaşık 1000 kişi kayıt yaptırmış ve sabah 10:00'unda yaklaşık 120 kişi vardı mekanda. Nightshift ve 7D partilerinden bildiğim , edindiğim bir tecrübe, 100 kişi kayıt olur, 60 kişi gelir mantığını buraya uydurmaya çalışınca "wooow" dedim, en az 400-500 kişi olur herhalde...

Pek çok kuruluşun bu organizasyona destek olduğunu gördüm ve mutlu oldum. PHP'nin ve UNIX tabanlı mevzuların hakim olduğu bu etkinliğe Microsoft'un da destek olması gerçekten hepimizin dikkatini çekti. Microsoft demişken, geçen cuma günü, Microsoft kriz'i bahane ederek 5000 kişiyi işten çıkartmış. Türkiye'deki partnerleri de bundan nasibini almış. İlgili arkadaşlarım adına üzüldüm, umarım yakın zamanda kendilerine yakışır bir şekilde başka bir firma/firmalar da işe başlarlar...

Microsoft dışında çeşitli web siteleri de organizasyona destek verenler arasındaydı. WPP sitesinde tüm destekçilerin listesini bulabilirsiniz.



Zeev Suraski, kanlı-canlı olarak aramızda olmasa da, kendi hazırladığı komik ve eğlenceli videosu ile aramızdaydı. Kayıt yaptığı kamera tek seferde 5 dakika kayıt edebildiği için 5 dakikalık bölümler halinde arka arkaya montajlamış. Arada komik "time-jump" tadında şeyler oluyordu. Bu video'da kısa bir PHP tarihçesi dinledik ilk ağızdan. Kankası Andy ile beraber nasıl php'yi bu seviyeye getirmelerinin hikayesini dinledik. ZEND sözcüğü de, Zeev ile Andy nin harflerinden çıkmış. Eğlenceli videonun sonunda minik bir fanatizm durumu oldu.

Zeev, PHP'nin ne kadar kolay olduğunu örneklemek için; Java'da "hello world" demek için 18 satır kod yazıldığını, oysa PHP'de tek satırda bu işin çözüldüğünü gösterdiği an biraz kızdığım an oldu. Bu tarz numaraları Microsoft yapsa alışkınız, ama, elma ile armut karışmamalıydı. Java'cı değilim, hatta hardcore PHP'ciyim diyebilirim ama üzüldüm ki, kalkıp JAVA da bir class ile basit bir php internal komutu aynı kefeye koydu Zeev... Tabi yersen (:

Unutmayın, ben de Türk'üm ve her konuda fikrim var ve her şeyi eleştirmek bizlerin doğasında var, biz herşeyi en iyi bilir ve beyenmeyiz! ( Örnek Show TV'de ki yemekteyiz yarışması! )



Bu video'nun hemen arkasından, aslen Dutch ( yani Hollanda'lı olan ) ama 5 yıldır Norveç'te yaşan bir arkadaş vardı, kendisi de PHP developerlarından; Derick Rethans. Ben kendini tanımıyorum, muhtemelen benim eşşekliğimdir. Kendisi mcrypt , lokalizasyon konularından geliştirme yapıyormuş php için. Işık hızıyla boot eden debian kurulu notebook'u ile baya bişiler anlattı. Belki birgün bizde full Türkçe değişkenler kullanarak ( umarım olmaz bu ) php kod yazabilicez, Japonca'sı süper kool du ( :




İçerisi kalabalık sayılır...

Derick'i dışarıda yakaladım ve hemen sordum "Demoscene / Scene ile ilgin alakan varmı?" yani Norveç'te yaşıyorsun, "The Gathering" , "Kindergarden" ve "Solskogen" gibi 3 süper partisi olan bir ülkedesin, hatta sen Hollanda'lısın, X-Party , Demozone'da senin ana memleketinden, acaba anlarmısın bu işlerden? Cevap "No" ... İş yerinde bir arkadaşı The Gathering'in organizasyonunda bulunmuş vs... İlginç geldi..


Muammer Benzeş ve IIS 7.0 Üzerinde PHP

Yıllar önce yanımızda çalışan , daha sonra askere giden ve askere giderken bir "Allahaısrmaladık" bile demeyen! sevgili Muammer'i gördüm. Kendisi IIS üzerinde FastCGI ile php çalıştırmayı anlatacakmış. Şaşırdım doğrusu, Microsoft evancelist olmuş (: (: Başarılarının devamını diliyorum Muammer...

video

Sabahki saat ötelemesi tüm programı kaydırmıştı. Keza 16:00'daki sunum sabah'a kaydırılmış, program üzerinde modifikasyonlar olmuştu. Normaldir olabilir böyle şeyler... Saat 12:30 oldu, öğlen yemeği yeme zamanım gelmişti. Organizasyon ücretsiz olduğu gibi, içeride sınırsız çay/kahve ve içecek ikramı yanı sıra, öğlen yemeği de vardı. Sandviç, tatlı, meyve ve içecekten oluşan kumanya modeli yemek. Gayet mantıklı geldi. Ben sağlık durumlarından dolayı sadece beyaz peynirli sandviç yedim ve kaçamak olarak profetrol yedim (: Bol bol çay ve kahve içtim...





Yemekten sonra Salon 2'deki python / django seminerine girdim. İş arkadaşım Fırat ve arkadaşı Yekta da benimle beraberdi. Sağolsun Fırat'la beraber django üzerinde projeler yapıyoruz, sayesinde bende python ve django öğreniyorum. Seminer 5-10 dakika rötar yaptı. Sebebi de, konuyu anlatacak arkadaşın notebook'unda Pardus 2008 kuruluydu ve bir türlü projeksiyonla uyum sağlayamadılar... Neyse sonunda sorun çözüldü ve arkadaş seminere başladı.

Semineri veren arkadaşı tanımam etmem, adı Yunus Emre Yılmaz. Kendisine naçizane bir iki eleştirim olacak ama önce kendisini gerçekten tebrik etmek kutlamak istiyorum. Bu arkadaşım, bir insanın eğer isterse nasıl her işin üstesinden gelebileceğinin en büyük ispatıdır. Konuşmasından ve telaffuzundan anladığım ( hatta anladığımız ve emin olduğumuz ) kadarıyla, kendi kendini İngilizce konusunda yetiştirmiş biri olduğunu, hatta İngilizcesinin de kötü olduğunu düşünüyorum ama, eminim, dökümantasyon okuyup anlayacak kadar İngilizcesi var.


Fırat ve Yekta...

Ben uzun yıllardır "coder" olarak çalışmama rağmen, django ile ilk karşışlaştığımda "of ya şimdi bide bunu mu öğrenicem, hiç okuyup kasacak halim yok!" demiştim. Şanslıydım, etrafımda Computer Sciences gibi cevher ve bu bölümde okuyan / asistanlık yapan kankalarım vardı. Yani en ufak bir sorunda bile hemen yanına gidebileceğim yada telefon açabileceğim birileri vardı...

Eminim sevgili Yunus Emre Yılmaz'ın benim sahip olduğum lükse sahip olmadığını hissediyorum ve kendisine çok teşekkür ediyorum. Gösterdiği azimden dolayı, oturup pek çok şeyi çözmüş olması anlaması filan gerçekten çok başarılı... Ya çok emin değilim tam hislerimi aktarabildimmi ama ?...

Eleştiri olarak şunu söylemek istiyorum, semineri dinleyen kitlenin python / django bilgisi varmış gibi girildi konulara. Yani hayatında hiç bir fikri olmayana göre bir sunum olmadı. Odadaki herkesin makinesinde zaten python kurulu hatta django'da kurulu gibi dalındı konuya. Yani muhtemelen herkesin unix tabanlı ( Linux / MacOS vs ) dinleyicilerden oluştuğunu mu düşündüler bilemiyorum ama?

Bir de ufak bir önerim daha var, lütfen kod yazarken uluslar arası konvensiyonlara özen gösterip dikkat edelim. Yani "Blog oluşturma" uygulaması hazırlarken, model içinde "yazi_tarih" diye ad verip değer olarak "dateField" diyince yarı Türkçe , yarı İngilizce karman çorman bir durum çıkıyor. Zaten "Şimdi şu modelimiz, haydi şimdi de bir view hazırlayalım" diyor sak, ki üzülerek ben de terminolojilerde İngilizce kullanırım, aynı şeyi kod'da daha "international" yazmak lazım.

İçimizde "Elimizde bir he te me le taşıyıcısı var ve bunun sitilini pozisyon olarak sola doğru yüzen yapalım" diyen varmı? ( Elimizde bir div var, sola float etmiş durumda! ) Bu sırf Türkçe ve Türk'lerin sorunu değil. Teknolojiyi biz icad etmedikce elimiz mahküm icad edenin diline ve standartlarına uymaya...

video

Ben ve benim gibi konu ile alakası olanlar için seminer dinlemeye değerdi. Sonra içeri organizasyondan bir bayan girip öğlen yemeği molası olduğunu söyledi. Demekki ben erken ve önceden yemiştim yemeğimi (: Bizim elemanlarla indik aşağı, onlara eşlik ettim bende çay içerek. Özkan'ın seminere bir saat vardı sanırım. PHP-SMARTY ile ilgili içimi kıyan bir seminer vardı çok fazla dayanamadım izleyemedim üzgünüm... Saat 14:30 gibi kaçtım. Özkan'ın slide sunumu görmüş ama esas sunuma kadar kalamamıştım...


PHP SMARTY semineri

Genel olarak ben organizasyonu çok beğendim, hatta umarım önümüzdeki günlerde benzer organizasyonlar olur. Bir olay organize etmek hem zor hemde sıkıntılıdır. Kimse bişi beğenmez, herkes bir cinslik yapar! İnsanları memnun etmek zordur. Bu bakımdan olayın ne kadar zor ve meşakketli olduğunu biliyorum. Ufak tefek aksaklıklar olabilir, zamanlar kayabilir, bazen konuşmacılar gelemez birşey olur, bunlar hep olabilecek şeylerdir ve bizler, yani ziyaretçiler, bu tarz olayları çok fazla büyütmemeliyiz ve organizasyona destek olmalıyız.

Orga'lar bir tek şey bekler, katılımcıların yani ziyaretçilerin çok olması! İnsanlarla konuşurken "ya cumartesi, çok erken saat vs.vs.vs" kardeşim, herkes ehli-keyif... Biraz emek vermek lazım, eğer ilgilendiğin bir konu ise diil sabahın 09:00'u, sabah 04:00'de bile olsa geliceksin! Yani bugüne kadar İstanbul'da bu tarz kaç tane etkinlik oldu? PHP ile ilgili? yada Web Programıcılığı ile ilgili? ben hatırlamıyorum?

Lütfen, bu tarz konulara kayıtsız kalmayalım, destek olalım. 1000 kişi kayıt olduysa en az 900 kişi gelsin... İnsanlar tüm planlarını bu ön-kayıt formlarına göre yapıyor. Yıllar önce "Açık Kaynak Günleri" olmuştu bizim üniversitede... Debian'ı yapan/yazan kişi gelmişti. Düşünsenize, dünyanınen popüler işletim sistemlerinden birini yazan icad eden kişi geliyor, toplam 100 kişi bile yok izleyen?

Ey Türk Genci, artık biraz kendine çeki düzen ver! Geleceğe kim hakim olacak? kim hükmedecek? Teknolojiye sahip olan her kim ise... Bizlerde biraz hazırlopculuktan kurtulup bir şeyler üretmeye başlamamız lazım. Bu bakımdan WPP tarzı etkinliklere destek olmalı ve katılmalıyız...

Son olarak WPP organizasyonuna naçizane bir sorum var;

Katılan kişilerin bir şekilde seviyelerini de göz önüne almak lazım. Yani amacınız yeni başlayanlara mı hitap etmek? yoksa daha ileri düzeydekilere mi hitap etmek yoksa ikisinin ortasımı? İnsan bildiği şeyleri bir kez daha dinleyemiyor (: Yani yeni başlıyanlara yönelik çalışmalarla daha ileri seviyedekileri birbirinden ayırmanız gerektiğini düşünüyorum.


Windows 7'nin Beta sürümünü hediye ettiler!

17 Ocak 2009 Cumartesi

Kemalpaşa Tatlısı yaptım yaaaaa!!!


Ben çok tatlı seven biri değilim. Şişman olmama rağmen, tatlı ile aram çok yoktur. Sevdiğim tatlılar hep sütlü tatlılar olup, çikolatalı şeyleri pek sevmem. Sütlaç, Kemalpaşa, Cheesecake, Muhallebi vs. vs. türü tatlılar hep sevdiğim tatlılardan olmuşlardır.


Geçenlerde evde bit paket Kemalpaşa tatlısı buldum. "Acaba yapmak zormu?" hiç bir fikrim yok! Baktım paketin arkasında nasıl yapıldığı yazıyor. Okudum. Anladım ki inanılmaz kolay!!! Eeee ne duruyorum? hemen denemem lazım!


Gerekenler :
  1. 1 kilo toz şeker
  2. 1 litre su
  3. ve bir paket kemalpaşa...

1 litre suyu tespit etmek için hemen ketıl kullandım. Zaten suyu da ketıl ile ısıtmayı planlıyordum. Tarif şöyle diyor :

1 kilo toz şekeri 1 litre suyla kaynatacak şekilde tencerenin içine yerleştirin. Kaynatmaya başlayın, şeker eridiği zaman kemalpaşayı atın içine. 15-20 dakika ara ara karıştırın. Daha sonra da soğuması için bekleyin. Üzerine neşenize göre dondurma yada kaymak ilave edin!

Evet ben direk kaymak olayına girmek istiyorum!


Eşimden izin aldım, güzel tencereyi kullanmak için!






Evet, şekeri boşalltım tencereye...


Suyumu kaynattım, zamandan kazanmak için direk sıcak su ilave edicem...


Bir yanda da kahvemi yudumluyorum!






Eveet, suyu da ekledim, şimdi karıştıra karıştıra eriticem şekeri suyun içinde...




Şeker eridi, şimdi kemalpaşa'ları "include" ediyorum...




Eşimden gelen tiyo ile, kıstım ateşin altını... 15-20 dakika beklicem...


En büyükte en kısık...


Eşim bana gazı verdi ve gezmeye gitti!


Şuanda tam 10 dakika geçti... Durum kontrolü yapıyorum...




Tam 20 dakika oldu... Kontrol ediyorum...


Kemalpaşa'lar şişmiş, güzel görünüyor...




Biraz dinlensin istiyorum, iyice şerbeti çeksin... 1-2 saat tencerede bekletmeye karar veriyorum...


Hemen servis için kullanacağım kabın içine güzelce yerleştiriyorum...


Evet operasyon tamamlandı... Şimdi oda sıcaklığında iyice soğusun...

Saat 13:37 şuanda... 11:30'da pişme işi bitmişti... Tadına baktım, çok süper değil. Şeker sanki çok gibi geldi bana. 1 kilo yerine acaba 750gram mı yapmak lazım? Keza 20 dakika yerine 30 dakika denicem bir sonrakine... Evet kaymak da eklersem hiç yoktan iyi olacak ama böyle "anne style" olmadı... Bakalım bu ilk denemem... Sonraki denemelerim daha da başarılı olacak hissediyorum... Eşim henüz gelmedi, acaba o ne yorumlar yapacak?

14 Ocak 2009 Çarşamba

Fikir Hırsızları!

Eğer siz de benim gibi Yazılım işleri ile uğraşıyorsanız, takıldığınız yerler olunca, herkes gibi google'a girip, ilgili anahtar kelimeleri yazıp, arama yapıyorsunuzdur... İlla yazılımcı da olmaya gerek yok! Bugün, neredeyse tüm insanlık, internet üzerinde birşey aradığı zaman %99 oranında google'dan arıyor.

Bende bu aramaları her yaptığımda, karşılaştığım sorunların çözümlerini "İngilizce" olarak buldum hep. İngilizce sorunum olmadığı için hiç bir sıkıntı yaşamadan hallettim işlerimi. Ama herzaman da "ya neden Türkçe kaynak yok? bilen mi yok? yazan mı yok?" diye hayıflanıp, "Ulan ilk fırsatta ben yazıcam" dedim hep...

Neyse, ite-kaka da olsa ufak denemelerle birşeyler yazmaya çalıştım. En son denemem de şu an bu okuduğunuz bu blog. Elimden geldiğince, dilim döndüğünce, bilgim yettiğince, ilgilendiğim teknik konuları bu sitede paylaşmaya, bildiklerimi diğer meraklı insanlara öğretmeye / açıklamaya çalışıyorum.

2008'den beri Apple / MacOS kullanıyorum ve gördüm ki bu konularla ilgili "Türkçe" kaynak neredeyse hiç yok. "Tamam" dedim, ağırlıklı olarak Apple / MacOS, bu platformda development ( yazılım geliştirme vs... ) gibi konularda yazılar yazayım. Yazmayada başladım.

Bu yazılar hem benim için antreman oluyor, hem de "belge" niteliğinde, kalıcı hale geliyor. Neyse efenim, dün gece çok alakasız bir sorgulama yaparken google'da, bir baktım, benim yazdığım yazının başlığı :

"Textmate ve php.ini - ingilizanahtari.com"

"??? aaaaa" dedim, aynen benim başlık, ama site farklı. Girdim baktım... AAAA? bir de ne göriim? benim bu sitede yazdığım yazıyı aynen copy & paste ( kopyala yapıştır ) yapmış biri!



Şaka gibi? iyice bir daha baktım acaba yanlış mı görüyorum diye... Yok, doğru... direk birebir kopyala yapıştır durumu... Tamam gittin aldın yazıyı aynen koydun, bari altına yada üstüne yaz :

"Bu yazı Uğur Özyılmazel'in blog'undan alınmıştır, yazının orijinali .... adrestedir"

Vatandaş, sanki kendisi yazmış gibi aynen almış koymuş. Sonra içime kurt düştü "bir bakiim başka bişi daha araklanmış mı?" dedim. Bir baktım başka bir yazım daha çalınmış...



Aynı şekilde yine kredi verilmeden, benim ağzımdan yazılmış... Bundan daha da acı ve sinirimi bozan şey, bu forumdaki diğer kullanıcılar da bu sahtekara teşekkür ediyor. Bu sahtekar da teşekkürleri kabul ediyor...

Şimdi ne yapmak lazım? sanırım yapacak hiç birşey yok! Buradaki sıkıntı yazının kopyalanması değil. Amacım zaten bu yazının pek çok ilgili insana ulaşması fakat benim yazdığımı bilerek ulaşması. Bu sahtekarlığı yapan kişi çok yüksek ihtimalle yaşı 16'larda olan biridir ve bir şekilde yaptığının da farkında değildir...

Tabii bu bir "excuse" değil. Belki kendi çapında arkadaşlarına hava attı, bilemiyorum başka ne yaptı ama, kaynak gösterseydi daha doğru olurdu, ben de mesaim arasında bu sıkıcı konuya zaman ayırmak zorunda kalmazdım.

Başka bir acı nokta da, bu site ( ingilizanahtari.com ) iPhone ile ilgili çalışmalar yapan, Cydia repository'si işleten bir site. Görüyorum ki, adam gibi moderasyonu yok. Yani yapılan post'ları kontrol eden bir mekanizma, bir validasyon yok. Bazı kendini bilmezler yüzünden bu tarz siteler de lekeleniyor. Bilemiyorum belki bu sitenin sahibi, benim yazıyı çalan şahıs da olabilir? Eğer böyle ise durum daha da vahim...

Peki ben ne yapmalıyım bundan sonra? Sadece geyik ve gargara yazılar mı post edeyim blog'umda? Bu ulvi hayalimi çöpe mi atayım?

Nüfusunun yarısı genç olan bir millet'in dünya ya hükmedecek kadar "developer" a sahip olması mümkün değilmidir?

O'reilly gibi sadece Hindistan'da satılmak üzere, normalde 40-50 dolar olan kitapları, 5 dolara satarak köle bilgisayar programcıları ordusu mu yapmak lazım?

Bilemiyorum, bu tarz şeyler insanın hevesini ve şevkini kırıyor. Hani bilgi paylaşılınca daha güzel di? daha faydalıydı?

Commodore64 zamanlarından kalma bazı terimler vardır. Bu terimler İngilizce'de de vardır ama C64 Scene'ninde başka anlamlarda kullanılır. RIP ve LAMER. RIP : başkasına ait olan bir şeyi çalmak ( bir grafik, bir kod, bir intro, bir müzik ) , LAMER da bu işi yapan kişidir. Hatta bazen RIPPER da denir ama daha ziyade başkasına ait olan bir şeyi alıp kendine ait gibi , kendi yapmış gibi gösteren kişidir LAMER...

Bu bakımdan yazımı çalan LAMER belki üyesi olduğu forumu da lekeledi! Siz siz olun ne okuduğunuza nereye takıldığınıza dikkat edin!

12 Ocak 2009 Pazartesi

Textmate ve Bundle Repository'leri

Mac OS'un en rahat kullanılan, multi-platform yazılım geliştirme aracı Textmate ile ilgili güzel bir özellikten bahsetmek istiyorum:

Bundle

Textmate'le pek çok farklı işi yapabilmek, farklı yazılım dillerinde kod yazabilmek, her hangi bir veri-tabanı sunucusuna bağlanabilmek yada otomatik tamamlama yapabilmek gibi tonlarca şeyi bu Bundle özelliği sayesinde yapıyoruz.

Uygulama içinden ilk kurduğunuz zaman pek çok ( built-in ) bundle geliyor. İşin güzel yanı, pek çok insan sürekli yeni bundle'lar geliştiriyor ve bunlar Texmate'in Bundle Repository'sinde bulunuyor.

Bundle dediğimiz şey; aslında bir konfigürasyon ve direktifler yığınıdır. Bundle Editor'e girdiğimizde;

  • Commands
  • Drag Commands
  • Macros
  • Snippets
  • Languages
  • Preferences
  • Templates
gibi seçenekleri olduğunu görürüz. Eğer Show All dersek tüm seçenekleri görebiliriz. Filtreleme yaparak sadece Snippet'ları yada Macro'ları gösterebiliriz.

Bu alanda gördüğünüz herşey aslında Textmate'in "Bundle Repository" denen yazılım-geliştirme sunucularında depolanmakta ve sürekli güncellenmekte. Program ilk kurulduğunda üzerinde gelen bundle'lar;
$ ~/Library/Application Support/TextMate/Bundles
Yani sizin kullanıcınıza ait olan bölgede bulunuyor. Textmate, SVN reposu üzerinde tutuyor Bundle'larını. Keza SVN üzerinden eklenen yada elle kendi eklediğiniz bundle'lar birbirinden farklı olarak saklanıyor, kimse birbirini bozamıyor. Yani repo'dan gelen ( sistem altında! ) ayrı bir yerde, kendi "edit" edip eklediğiniz/düzenlediğiniz ayrı yerde ( kullanıcı yani user dizininde... )

Yeni bundle'lar eklemek için önce Terminal'i açıyoruz ve;
$ ls /Library/Application Support/
diyerek acaba "Textmate"e ait folder varmı bakıyoruz. Eğer yoksa;
$ mkdir -p /Library/Application\ Support/TextMate/Bundles
$ cd /Library/Application\ Support/TextMate/Bundles
diyoruz ve hemen hangi ekleri ( yada bundle'ları ) kurmak istiyorsak macromates'in SVN repository'sine gidiyoruz. Web browser açıp ( Safari / Firefox vs ) hemen :

http://macromates.com/svn/Bundles/trunk/Bundles/

adresine gidiyoruz. Karşımıza büyük bir liste çıkıyor. Buradan istediğimiz Bundle'ı seçiyoruz. Mesela PHP ile ilgili Bundle'ı kuralım, hemde PHP fonksiyonları için "auto-complete" de yapıyor bu bundle. Terminal'den devam ediyoruz;
$ svn co http://macromates.com/svn/Bundles/trunk/Bundles/PHP.tmbundle
Gördüğünüz gibi gidip PHP ile ilgili bundle'ı repo'dan indirdik. Şimdi ya Textmate'i kapatıp açıcaz yada Bundle Editor menüsünden Reload Bundles yapıcaz. ( Bundles > Bundle Editor > Reload Bundles ) Şimdi bir php dosyası yaratalım. ( File > New ) Bu dosyayı "test.php" şeklinde kaydedelim. ( İlla kaydetmek zorunda da değilsiniz! ) Şimdi php'i komutu yazarken alt ve esc tuşlarına basın! ( Yani ve esc )



Biraz merak ediyorsanız Bundle Editor'ü açıp bu otomatik tamamlamanın nasıl yapıldığına bakabilirsiniz. Çok zor değil, tüm konfigürasyon "KEY : VALUE" ikililerinden oluşan direktifler. Yani "Dictionary Object" dediğimiz şey... Keza, ilgili komuta ait "help" almak için alt + F1 ( ⌥ ve F1 )



Belirli aralıklarla ( ayda bir kez mesela ) svn up yaparak repo'nuzu güncel tutabilirsiniz. Bunun için check-out ( co ) ettiğiniz yere gidin;
$ cd /Library/Application Support/Textmate/Bundles/PHP.tmbundle
$ svn up
yapmanız yeterli olacaktır.

Güncelleme ( 8 Ağustos 2009 ) :
Bundle repository adresi değişmiş :
http://svn.textmate.org/trunk/Bundles/

10 Ocak 2009 Cumartesi

Anket Sonucu : PC'den MAC'e geçtim ve...

Yaklaşık 2-3 aydır aktif olan anket bitti. Yaklaşık 46 adet oy kullanılmış. Oy kullananların %63'ü ( 29 kişi ) PC'den MAC'e geçince "ÇOK MUTLU" olmuş, kalan %36-37 ise "PİŞMAN" olmuş ( 17 kişi ) Eğer bu pişman olanlar blog'umu takip ediyorlarsa, rica ediyorum, hangi konularda pişman olmuşlar? öğrenmek istiyorum. Belki sorunlarına bir çare bulma şansımız olur... Eğer sorunlarını yorum olarak ( comment ) bu post'un altına yazarlarsa sevinirim...

İzleyiciler

Blog Listem

Yazılacak Yazılar

  • Snow Leopard için service yazıyoruz!
  • MacPorts nedir?
  • Virtualbox , Ubuntu ve Host'da duran web folder'ı
  • Django'ya giriş?
  • Dashcode ile MobileSafari uygulaması
  • Quicklook için Plug-in yazalım?
View blog authority